Sandıktan Uzak Bir Nesil: Gençlerin Siyasete Yabancılaşması

🏷️Politika
⏱️25 dk okuma
📅2025-12-10

Sandıktan Uzak Bir Nesil: Gençlerin Siyasete Yabancılaşması

Giriş: Oy Vermeyenler Siyasetsiz mi?

Son yıllarda birçok ülkede ortak bir olgu dikkat çekmektedir: Gençler siyasete mesafeli görünmektedir. Seçimlere katılım oranları düşmekte, parti üyelikleri azalmakta ve geleneksel siyasal kanallar genç kuşaklar için cazibesini yitirmektedir. Bu tablo sıklıkla “ilgisizlik”, “duyarsızlık” ya da “sorumluluktan kaçış” gibi basit etiketlerle açıklanır.

Oysa bu açıklamalar yüzeyseldir. Gençlerin siyasetten uzaklaşması, apolitikleşme değil; mevcut siyasal yapılarla kurulan ilişkinin kopuşudur. Gençler, siyasetle ilgilenmemekten ziyade, siyasetin kendileriyle ilgilenmediğini düşünmektedir.

Bu yazı, gençlerin neden sandıktan uzaklaştığını, bu yabancılaşmanın hangi yapısal nedenlere dayandığını ve demokrasiler için ne anlama geldiğini eleştirel bir çerçevede incelemektedir.

Gençlik ve Siyaset: Tarihsel Bir Karşılaştırma

Gençlerin siyasal hayattaki rolü tarih boyunca değişken olmuştur. Bazı dönemlerde gençlik, siyasal dönüşümlerin öncü gücü olarak ortaya çıkmıştır. Öğrenci hareketleri, sivil itaatsizlik eylemleri ve kültürel devrimler, genç kuşakların siyasete aktif biçimde müdahil olduğu örneklerdir.

Ancak bu katılım, yalnızca yaşla değil; dönemin ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullarıyla da yakından ilişkilidir. Gelecek beklentisinin güçlü olduğu dönemlerde siyasal katılım artarken; belirsizliğin ve güvencesizliğin hâkim olduğu dönemlerde geri çekilme eğilimi gözlemlenir.

Bugünün gençliği, uzun süreli bir belirsizlik ortamında yetişmiştir. Bu durum, siyasetle kurulan ilişkiyi kökten etkilemektedir.

Temsil Krizi: “Beni Kim Temsil Ediyor?”

Gençlerin siyasal yabancılaşmasının temel nedenlerinden biri temsil krizidir. Siyasal karar alıcılar, çoğu zaman gençlerin gündelik deneyimlerinden ve sorunlarından uzaktır. Parlamentoların yaş ortalaması yükselirken, gençlerin sesi kurumsal siyasette zayıf kalmaktadır.

Bu durum, “temsili demokrasi” fikrini gençler için soyut ve anlamsız hâle getirir. Oy vermek, somut bir etki yaratmıyormuş gibi algılanır. Seçimler yapılır; ancak sonuçlar gençlerin yaşam koşullarında hissedilir bir iyileşme yaratmaz.

Temsil edilmeme hissi, katılımın önündeki en güçlü engellerden biridir.

Ekonomik Güvencesizlik ve Gelecek Kaygısı

Genç kuşaklar, ekonomik açıdan önceki nesillere kıyasla daha kırılgan bir konumdadır. Eğitim süresi uzamış, iş güvencesi azalmış ve barınma maliyetleri artmıştır. Bu tablo, gençlerin geleceğe dair beklentilerini zayıflatır.

Ekonomik güvencesizlik, siyasal katılımı doğrudan etkiler. Günlük geçim kaygısı, uzun vadeli siyasal hedeflerin önüne geçer. Siyaset, çözüm üretmekten çok vaat üreten bir alan olarak algılanır.

Bu algı, gençlerin siyasete duyduğu güveni aşındırır. Oy vermek, belirsiz bir geleceği değiştirmek için yetersiz bir araç gibi görünür.

Siyasetin Dili ve Gençlerle Kopukluk

Siyasal dil, gençlerle kurulan ilişkinin önemli bir boyutudur. Geleneksel siyaset dili, çoğu zaman hiyerarşik, didaktik ve dışlayıcıdır. Gençlerin deneyimleri, bu dilde yeterince karşılık bulmaz.

Siyaset, gençlere çoğu zaman “henüz olgunlaşmamış” ya da “öğretilmesi gereken” bir kitle olarak yaklaşır. Bu yaklaşım, karşılıklı bir kopuşu derinleştirir.

Gençler, kendileriyle konuşan değil; kendileri adına konuşan bir siyasetle karşı karşıya olduklarını hisseder.

Dijital Kültür ve Yeni Katılım Biçimleri

Gençlerin siyasetten tamamen uzaklaştığını söylemek yanıltıcıdır. Aksine, siyasal ilgi ve duyarlılık dijital alanlarda farklı biçimlerde kendini göstermektedir. Sosyal medya, kampanyalar, çevrimiçi dayanışma ağları ve gündelik politik ifadeler, yeni katılım kanalları sunar.

Ancak bu katılım biçimleri, geleneksel siyaset tarafından çoğu zaman “ciddiyetsiz” veya “geçici” olarak görülür. Bu bakış açısı, gençlerin siyasal enerjisinin kurumsal alana taşınmasını engeller.

Dijital katılım, görünürlük sağlar; fakat karar alma süreçlerine doğrudan etki etmekte sınırlı kalır.

Güvensizlik ve Kurumlara Mesafe

Gençlerin siyasete yabancılaşmasında kurumsal güvensizlik önemli bir rol oynar. Partiler, parlamentolar ve kamu kurumları, gençler nezdinde meşruiyet kaybı yaşamaktadır.

Yolsuzluk algısı, şeffaflık eksikliği ve hesap verebilirlik sorunları, bu güvensizliği pekiştirir. Gençler, siyasal kurumların kendi çıkarlarını temsil ettiğine ikna olmaz.

Bu koşullar altında siyasal katılım, anlamsız bir ritüel olarak görülür.

Siyasal Yorgunluk ve Umut Eksikliği

Sürekli kriz söylemleri, kutuplaşma ve sert siyasal tartışmalar, gençler üzerinde yıpratıcı bir etki yaratır. Siyaset, umut değil; stres ve tükenmişlik üretir.

Bu durum, “siyasal yorgunluk” olarak tanımlanabilir. Gençler, siyaseti takip etmenin duygusal maliyetini yüksek bulur ve bilinçli olarak uzaklaşır.

Yabancılaşma, bu noktada pasiflikten ziyade bir savunma mekanizmasıdır.

Gençler Gerçekten Apolitik mi?

Gençlerin apolitik olduğu iddiası, sıkça tekrarlanan bir genellemedir. Ancak bu iddia, siyaseti yalnızca geleneksel kanallarla tanımlar. Oysa gençler, çevre, toplumsal adalet, eşitlik ve özgürlük gibi konularda güçlü duyarlılıklar göstermektedir.

Sorun, bu duyarlılıkların mevcut siyasal yapılarda karşılık bulmamasıdır. Gençler siyaseti değil; mevcut siyaset biçimini reddetmektedir.

Bu ayrım, gençlerin siyasal tutumunu anlamak açısından kritiktir.

Demokrasi İçin Riskler ve Fırsatlar

Gençlerin siyasetten uzaklaşması, demokrasiler için ciddi bir risktir. Katılımın azalması, temsilin daralmasına ve siyasal sistemlerin yaşlanmasına yol açar.

Ancak bu durum aynı zamanda bir fırsat barındırır. Gençlerin talepleri, demokrasinin kendini yenilemesi için bir uyarı işlevi görebilir. Katılım mekanizmalarının genişletilmesi, siyasal dilin dönüşmesi ve ekonomik güvencenin güçlendirilmesi, bu yabancılaşmayı tersine çevirebilir.

Gençlerle Yeniden Siyaset Kurmak Mümkün mü?

Gençlerin siyasete yeniden dahil edilmesi, yalnızca onları sandığa çağırmakla mümkün değildir. Gerçek temsil, somut politika değişiklikleri ve kapsayıcı karar alma süreçleri gereklidir.

Gençler, sembolik jestlerden ziyade gerçek etki alanları talep etmektedir. Bu talep karşılanmadıkça siyasal mesafe korunacaktır.

Sonuç: Sandıktan Uzaklık, Demokrasiden Kopuş mu?

Gençlerin sandıktan uzaklaşması, demokrasinin geleceği açısından uyarıcı bir işarettir. Bu uzaklık, siyasetin gençlere yabancılaşmasının bir sonucudur.

Eğer demokrasiler gençlerin deneyimlerini, beklentilerini ve kaygılarını ciddiye almazsa; siyasal katılım giderek daralacaktır. Gençleri siyasete “döndürmek” değil; siyaseti gençlerle birlikte yeniden kurmak gerekmektedir.

Aksi hâlde sandıktan uzak bir nesil değil; demokrasiden uzak bir gelecek konuşuyor olacağız.